29 Eylül 2011 Perşembe

29 Eylül 2011, Ben,

Anlatacak şeylerim yoksa da birilerinin anlatılacak şeyleri var sanırım. İnsanlar aşık oluyor, birilerine küsüyor, bir yerlerde çalışıyor. Seyretmesi çok ilginç. Ama benim için en ilginç olanı da her şeyi ağır çekimde okuyor olduğumu hissetmek.

Bana anlatıyor mesela aşklarını, işlerini. Belki de hayatlarında duyabilecekleri en içten yorumları yapıyorum. Kendimi övmek için söylemiyorum. Ben kendim için, onun için, bunun için yararlı olanı söylemem. İnsanların iç seslerini duymaya çalışırım. Kendilerinin bile duyamadıkları iç seslerini...

İnanırım ki insanlar aslında karşılaştıkları pekçok konuda aslında doğruyu bilirler, çünkü iç sesleri bunu onlara fısıldar. Ama zaman zaman başkaları bizi kandırır, zaman zaman da kendi kendimizi kandırırız. İç sesimiz çok da ulvi bir şey değildir aslında. Hayattan tüm öğrendiklerimizdir, içimizdeki alim'in hayattan çıkardığı sonuçlardır.

Birileri yaşıyor, ben seyrediyorum. Dert dinlemeyi severim. Karşımdakini rahatlamış görmeyi de... Ama nezaman dert dinlesem hüzünlenirim. Bazen konu çok acıklı gelir, bazen de çok daha kişisel bir sebebi vardır. Evet öyle de içten pazarlıklıyımdır. İnsanlar bana dertlerini anlatırken onun acısıyla tatlısıyla yaşadığını, kendiminse yaşamları seyrettiğimi düşünürüm. Belki başkalarına göre de ben yaşıyorumdur. Bilemiyorum. Uzun zamandır birilerine anlatacak özel bir şeyim olmadı. Yine de genelde dinleyen olmak insana kendisini kötü hissettiriyor. Karşımda safça, temizce "bugün aşık oldum" diyen insanın yerinde olmak istiyorum. Ya da ne bileyim Fener'in başına gelene üzülen adamın yerinde olmak istiyorum. Hatta Youtube'da duygusal şarkılara yorum yapan "alt tabakaya ait arabeskçiler"in yerinde olmak istiyorum. Bence onlar yaşıyor, bense onları seyrediyorum.

Bence ben de artık herkes gibiyim diyerek, hayat nehrini kıyısından seyretmek yerine hayat nehrinin içine atlamalıyım. Bu bencilce olabilir. Şimdi düşünüyorum da hayat insanların büyük bencillikleriyle kötüleşirken, küçük bencillikleriyle de güzelleşiyor. Birileri iç sesini dinliyor, birileri birey oluyor, birileri aşık, birileri şair, birileri işçi, herkesin küçük ben'leri var yani.

Bu blog'u açarken "ben," ismini koymamın sebebi kendimi anlatacak olmam değildi aslında. Herkesin içindeki "ben"i kutsamak istemiştim sadece. Herkesin dertlerini, sevinçlerini, hayallerini, hatalarını bazen kötülüklerini bile kutsamak isterdim kanatlarımla. Çünkü ancak hepsini kabul edersek karşımızdakinin "ben"ini görebiliriz. Daha önemlisi kendi eksiklerimizi ve kendi artılarımızı bilirsek kendi "ben"imizin farkına varırız.

Böyle yazılar genelde "artık bu blogu kapatıyorum, başka bir blog açacağım beni sevenlerle elbet yine karşılaşırız, tarzı geyiklerle biter. Ben öyle söylemiyorum. Sadece yazmaya tekrar başlayacağım. Kendi "ben"imi ve belki de sizlerin "ben"ini keşfetmek için.

Saksağan

26 Eylül 2011 Pazartesi

Boşluk


doksanlardan bir şarkı çalsa döneceğim belki
gördüklerimi unutmak istiyorum biliyor musun
adımlarımda bomboş sayfalar kirleniyor
ellerimde ne kadar ezilmiş ruhum
bakıp da sırt dönmek istemiştim ne kadr çok
ne kadar kalemler eskitmişim boşluğum için
eksiliyorum tekrar
boyun eğip sana geleceğim
dünya ne kadar soğuk
boşluk
soğuyor bedenimde
eksiliyorum görüyor musun
sorup da öğrenemediğim şarkı var

Saksağan

24 Eylül 2011 Cumartesi

Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin

Halil Sezai'nin İsyan şarkısını hepiniz duymuşsunuzdur. Bu vidyoda İsyan adlı şarkıyla Öylesine Sevmiştim şiirini birleştirmişler. Yaralı kalpler için çok tehlikeli olmuş.


Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim,onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufçukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık

Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim,onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin

İbrahim Sadri

Etiketler

benim fikriyatım benim günlüğüm benim paylaşımlarım benim şiirlerim müzik şiir benim bilgilendirmelerim benim mensur şiirlerim mim bilişim blogger ben ayrılık aşk blogspot cumalıkızık facebook google hayat dersi nazım hikmet okuma listesi saksağan türkiye yalnızlık zaman çocukluğum 17 Eylül 2009 Bir Puro Bazen Sadece Bir Purodur Internet Explorer Nietzsche alıntılar amerika anlamak askerlik aslında bir konu var atanamayan öğretmen atatürk azeri türküleri bazen pipo sadece pipo beş satırla birisininperisi bize kalanlar blogger yeni arayüz blogsport blowin in the wind bursa büşü candan erçetin canıma sarıldın dashboard dershane dertliyim kederliyim dinlemek düş düşünüyorum echo edebiyat eko empati farmville felsefe freud gdo geçmiş asla geçmez google amca google+ grease gülay günce yorgancılar halil sezai paracıkoğlu haluk levent hayal herseyibilenkadin.com ibrahim sadri isyan içimden akan yaşlar kahvaltı kapıldım gidiyorum katie melua komik kontrol paneli kpss kral çıplak kraldon çok kralcılık kuzgun kuş küçük prens kınalı kar kırağı liseli milliyetçilik milliyetçilk mühim değil narkissos nergis nil karaibrahimgil o'nun şiirleri oyun patsy cline persepolis poker prsion break saman sarısı sansür sen sen gelmez oldun seni seviyorum serçe ses sesame street sevgili sosyal medya superonline susam sokağı thumblr ttnet turancılık twitter türkü türküler uncle google veda vedalar yasak yasemin mori yazılım yeni dünya düzeni çocukluk çözümler öneriler öss öylesine sevmiştim özgür çevik özlemek öğretmenlik ücretli öğretmenlik ümit abi Şablon şair şenay gürler şevval sam